Hayata Dair Paylaşımlar

Sufizm ve Sufizmin Doğuşu

115

Dünya üzerinde milyarlarca insan İslam inancı üzerine yaşamaktadır. İslam, 7. yüzyılda Arap topraklarında doğduğunda beraberinde bir takım düşünsel ve mistik akımları da getirmişti. Bunlardan en önemlisi ve milyonlarca inananı ikna eden Sûfizm’dir. Başka bir deyişle Hz. Muhammed’in İslam öğretisi olan “hâl dili” yani “tasavvufla” da tanışmış olundu.

Kelime anlamı ile tasavvuf yani sufizm, tevhid inancı ile kâinatın varlığı, kâinatı yaratanın, kendi yarattığında mistik bir tezahürüdür. Aynı anda İslam Felsefesi olarak da bilinir.

Sufizmin Doğuşu

Etimolojik açıdan temizlenme anlamına gelen tasavvuf, din kavramının yanına getirilen öğretiden ziyade bir anlayış türüdür. Bütün varlığını ve yönelimini Allah’a adamak, yaratılmış olana yaratana duyulan muhabbetten ötürü saygı ve iyi niyet ile sevgi beslemek anlayışın özüdür. Hz. Muhammet’in güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmesi esas alınarak sufizmin, Hz. Peygamber ile doğduğu, dolayısı ile tasavvufun özü olan anlayış ve sevgi ile yaratılan odaklı yaşam süren ilim adamlarının ortaya çıktığı bir gerçektir. Devam eden yüzyıl boyunca ismi anılan âlimler Arabî, Hallac-ı Mansur, Gazali, Cüneyt Bağdadi, Geylani gibi pîrler ile bu iç yolculuk devam etmiştir.

Sufizmde başlangıç “zühd” diye bilinen bir döneme rastlar. Sonra tasavvuf ve tarikat dönemleri gelir. Yukarıda isimleri sayılan zâtlar ikinci dönem olan tasavvuf döneminde ismi duyulmaya başlayan, sohbeti dinlenen, sözüne itibar edilen dervişlerdir.

Günümüzde artık temel yapı taşlarını kaybetmiş olan sufizm, yine de birkaç takipçisi ile yoluna devam etmektedir. Eski sufiler, yaşadıkları döneme ait birikimleri düşünmüş, yazmış ve düşünsel olarak büyütmüşlerdir. Şimdilerde ise bu sufilerin temellendirdikleri eserler üzerine yaşanmaktadır. Bu, bir nevî eskide ortaya çıkanın artık hayata tatbik edilme unsuru olarak da bilinmektedir.

Tasavvuf figürleri arasında en ön plana çıkan ise, tüm dünyanın tanıdığı Rumî’dir. Bilinen ismi ile Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. 13. yüzyılda Konya’da yaşayan bu tasavvuf ehli, aynı zamanda ortaya çıkardığı eserler ve düşünsel fraksiyonları ile tüm dünya tarafından saygıyla karşılanmaktadır. Türkiye’de tekke ve zaviyelerin kapatılması yeniliğinde dahi Mevlevî tekkelerine dokunulmamasının altında yatan gerçek, Mevlânâ’nın saygı uyandırıcı düşüncelerinde saklıdır.

 

Yorumlar